Zihnimizden gecen dusunceler icinde yasadikimiz toplumun
kollektif zihninden edinilmekte. Bu demektir ki senin diye adlandirdigin
dusunceler yoktur. Bircogu kollektif zihinden edinilmektedir. Sen dusuncen ile ozdeslesirsin bunun sonucunda da“ego” olur. Bu demektir ki dusunceler olusturursunuz ve zihniniz bu dusuncelere gore sizin kim oldugunuzu kodlar. Sizde bu dusuncelere gore bir
anlam cikarip kim oldugunuza inanirsiniz..Mesela; bazi insanlar kendilerine “sen varya sen mukemmelsin , neden butun dunya seni tanimiyor ki: , ya da “sen hic iyi degilsin,
herseyde basarisiz oluyorsun” der ve zamanla kisi buna inanmaya baslar ve
kendiyle ilgili assagilik fikirine kapilir. Kendini negatif ettigi gibi bu negatif dusuncelerinin yansimasi olarakta etrafindaki kislerinde ona kendine inandirdigi dusuncelerle bakmaya bakmasina sebep olur.Peki neden boyle dusunuyorsunuz? Buyuk
ihtimalle bu dusunceleri biyerlerden, birilerinden edindiniz. Belki anneniz siz
kucukken stresli oldugu andan size cok beceriksiz ve basarisiz oldugunuzu ve
hic bir isi dogru yapamadiginizi soylemisti. Sizde bu dusuncelere kafanizda
saplanip kaldiniz. Unutmayalim ki dusuncelerden ayri bir ego yoktur. Dusunceler egoyla ozlesir.Eger egonuzun ozununze emirler vermesini sizi yonetmesini durduramazsaniz farkindaliga ulasamaz ve cevresel faktorler tarafinda negatif etklenemeye mahkum kalirisniz. Bu da kendi gucunuzu inkar etmek olur. Cocuklugumuzda edindigimiz dusunceler kucuk enerji formlaridir. Onlar bilinc
altimiza islemistir ve gitmeyi reddederler. Siz ona inandikca beyninizin icinde
buyumeye baslar. Ve bir bakmisiniz
gercekten de hayatta karsiniza hep ayni seyleri cekiyorsunuz. Size beceriksiz oldugunuzu inandirdiklarindan
beri, yaptiginiz her iste karsiniza bir terslik ve eksiklik cikmaya baslar. Cunku siz enerjinizle bunlara sebep olursunuz. Bazi insanlar dusmanca varliklara
saplanip kalirlar. Her dusunce bir enerji formudur. Bu yuzden ona varlik
diyoruz. Bir cogu insan kafasinin icinde dusmanca, hayati reddeden devamli
elestirel ve saldiran varliklar tasir ve kendilerine
araliksiz saldirirlar. Kendilerine saldiramayi birakirlarsa baskalarina
saldirmaya baslarlar. “ Kim oldugunu biliyor musun sen?” derler. Aslinda
karsisindaki gordugu kis kendisidir. Aslinda
soylemek istedikleri 'sana kim oldugumu anlatayim!”dir. Unlu bir soz
vardir “biz oldugu gibi degil,
oldugumuz gibi goruruz”. Bu demektir ki siz gecmiste edindiginiz
dusuncelerinizin ekranindan yansittiklarinizi gormektesinizdir. Bilincsiz sartlanmalardan
dolayi kendinizi ve cevrenizi sekillendirmektesinizdir. Yogun bir egoya sahibizdir. Ego sizin
ozdeslestiginiz dusuncelerinizdir. Unutmayin siz dusunce degil, farkindaliksiniz..
EGO: BASARIYI HAKETMIYORSUN… OZ BENLIK: BASARIYI
HAKEDIYORUM!!
Iki oglan kardesi ele alalim. Biri ailesi tarafindan
her seferinde "sen cok akillisin" denilerek seviliyor, digerine ise sen
yapamassin, beceremezsin deniliyor. Sen yapamazsin diye buyuyen cocuk
derslerinde de cok calistigi halde, herseyi anlamasina rahmen sinavlarda
basarili olamiyor. Inanilmaz dikkatsiz hatalar yapiyor. Ayse' yi Fatma diye okuyor, sariyi, mavi diye okuyor. Bildigi soruyu bile
yanlis yapiyor. Cunku cocuk kendini basarizin biri olarak goruyor. Bilincalti da bunu basariyi hakettmiyorsun diye kodluyor. Yani inandirilmadi. Basaramamak onda endiseye yol aciyor,
endise de telasa yol aciyor. Yaptigi her isi telas icinde yapiyor ve
sakarliklar basliyor. Ne zaman ki bunun farkina variyor, ozaman ona empoze
edilen dusuncelerin gercek olmadigini farkediyor ve bu farkindalikla,yeni dusunceleriyle gercek oz
benligiyle tanisiyor. Tabiki bu biraz
zaman alan bir surectir. Nasil senelerce o negative ducunceleri inanarak
zihnininzde buyuttuyseniz pozitif telkin, kodlamalar ve calismalarla oz benliginize ulasmak icin biraz
zamana ihtiyac duyulmaktadir. Birde bu farkindaliga erisemeyen bir birey dusunun. Hayati
boyunca calisipta basaramayan, mutlu olamayan, baskalarinin farkinda olararak
ya da olmayarak olusturdugu bir dunyada yasamak zorunda kalan bir birey…Cok aci
verici degil mi? Burada ailelere dusen gorevden de soz etmek gerekiyor. Aileler butun cocuklarini bir gormemeli. Bazi cocuklar soylenenlerin cogundan diger cocuklara gore daha az etkilenir. Bununla birlikte daha hassas ve icine kapanik cocuklar olumsuzluklardan daha cok etkilenirler ve kendi zihinlerinde negatif kodlamalar yaparlar. Bu nedenden dolayi, negatif kaliplardan uzak durulmali. Cocuklar arasinda kiyaslama yapilmamali... Ve en onemlisi cocuklara olumsuz lakaplar takilmamali..Kucuk cocuk sakar, ortanca haylaz, buyuk icine kapanik gibi...Cocuk duydugu seyin dogruluguna inanir ve oyle bi birey olmaya ilerki hayatinda da devam eder.
NUR VE DEGISIM SURECI
Baske bir ornek
verelim. Maalesef ki, kucuklugunde gozle, sozle yahut temasla cinsel tacize ugramis
cok cocugumuz var. Bunlardan birini ele alalim. Ismi Nur olsun. Nur kucuk yasta yakinlari tarafindan cinsel tacize ugramak uzereyken bir sekilde kendisini kurtarmistir. Nur bu olayi
ailesine anlatamaz. Anlatirsa ailesinin tepkisinin kotu olacagini dusunur. Ailesi
uzulmesin, yanlis birsey yapmasin diye bunu kimselere soyleyemez. Uzulur, icine
kapanir. Hayati boyunca, Ona cinsel tacizde bulunmaya calisan kisi kumral
oldugu icin kumral erkeklere karsi bi antipati besler (surungen
beyin: kumral erkekler guvenilmez). Nur bu olaydan sonra kendini konusarak
anlatamaz… Nur insanlarin onu, konusmadan da anlamasini bekler. Ama nasil
anlayabilirler ki. Daha sonra kimsenin onu anlamadigina inanmaya baslar (surungen
beyin: insanlar beni anlamiyor). Nur buyudugunde iliskilerinde hep gizemli
kalir. Karisisindakinin onu bakislarindan yahut mimiklerinden anlamsini bekler. Onu anlamayan kisileri de
hayatina dahil etmez ( surungen beyin: beni anlamayan kisiler bana yeteri kadar deger
vermeyen kislerdir). Onu anlamayan kisilerin onu haketmedigini dusunur. Nurun
kucuk yasta kendini anlatamamasi, anlattigi taktirde kotu seylerin olacagina kendini inandirmasi, kendini suclamasi ve kendini iyi ifade edememesi simdiki Nur’u
yaratmistir. Nur kendini ifade ederse kotu seylerin olacagina inanmis ve
karsisina da hep farketmeden kendisini ifade edemeyen bireyler cekmistir. Burda da
devreye cekim gucu girmektedir. Nur kendisini ve cevresini bu dusunce kaliplarina
gore olusturmustur. Nur bu sorununla
yuzlesene kadar kimsenin onu anlamadigina inanmis, aslinda etrafindaki
insanlar tarafindan anlasilmamasi icin farketmeden binbir oyun oynamistir.
Iste bilincaltimiza kodladigimiz ufak gorunen yanlis telkinler insanin
hayatini boyle zorlastirabiliyor. Suan ki negative duygu ve dusuncelerimizi
olusturan her sey, cocuklugumuzdaki yanlis kodlamalardan gelmektedir. Ego’muz da
bizi bu negatif dusuncelere inandirmak icin elinden geleni yapmaktadir. Bunu yenmek
ozumuzle butunlesip farkindalik sahibi olmak bizim elimizde…
Baskalarinin ve Ego'muzun sekillendirdigi hayatlara
suruklenip gitmeyelim…
No comments:
Post a Comment