Thursday, September 26, 2013

Mia ve Topluluk Icerisinde Konusmak

Mia ust duzey bir firmada Finans Uzmani. Cok diziplinli, basarili ve akilli olmasina ragmen toplantilarda konusmaktan ve  fikrini beyan etmekten cekiniyor. Firma muduru de bu durumdan muzdarip. Mia'nin bu sorununa cozum bulmak icin bir danisman ile anlasilir ve Mia ile gorusmesi saglanir. Mia, boyle devam ederse isinden ayrilmak durumunda kalacaginin farkindadir.Danisman'in Mia ile telefonda yaptigi konusmada Mia'nin cok sesli ve rahat konusuyor olmasi ilgisini ceker ve Mia'ya bunun sebebini sorar. Mia " Bir sey soruldugunda ve ozel alanlarda konusmak normal. FAKAT buyudugum yerde topluluk icerisnde konusmak cok kaba bir davranisti. Buyuklerimizin oldugu yerde bize izin verilmeden konusamazdik" der. Artik Mia'nin toplantilarda konusmamasinin sebebini biliyoruz. Burdan da anliyoruz ki cocuklugumuzda ogrendigimiz ve gozlemledigimiz seylerin ileriki hayatimizda bizlere yansimlari buyuk oluyor. Bilinc altimiza yaptigimiz kodlamalar bizim davaranis sekillerimizi belirliyor. Bu donemde de "Goz kas ile cocuklari sustururum ya da bir bakisim yeter: diyen anne-babalar, egitmenler ve antrenorler olabiliyor. Fakat bu davranisin yansimasinin cocukta ozguven eksikligine yol acabilecegini unutmamak gerekiyor. Gelelim Mia'nin bu kadar basairili olmasaina rahmen isten cikartilmasina sebebiyet verebileck sorununua. Mia bu tedirginligini bildigi icin kendisini rahatlatmak amacli yontemler bulmustur. Mesela; toplantiya son dakika giderek toplanti oncesi kucuk konusmalardan kacinmak ya da toplanti suresince butun konusulanlari bilgisayarina not almak. Boylece mesgul oldugu icin arkadaslari tarafindan soru sorulmayacaktir. Tabi ki Mia'nin not almasindan ve daha sonra aldigi notlari e posta ile arkadaslarina iletmesinden memnunlardi; fakat, firmanin basarisi icin asil ihtiyac olunan sey Mia'nin toplantilardaki katilimi ve dusunceleriydi. Danisan bu sorunu cozmek icin bir takinik onerir. Bundan sonra toplantilara  renkli kartlarla girmesini;  mavi karta soracagi sorulari, yesil karta fikirlerini ve sari karta da katilmadigi konulari yazmasin ve sonra da bunlari arkadaslari ile paylasmasini ister. Boylece kendini daha rahat hissedecektir. Bu deneme bir nebze yardimci olur; fakat, yine de heycanlanmaktan kendini ali koyamaz.Vucudu da buna tapkime verir. Terlemeye ve titremeye baslar. Mudur toplantidan sonra Mia'yi odasina cagirp kartlarda yazanlari okumasini ister. Daha sonra danisani Mia'dan kucuk toplanti gruplarina katilmasini, boylece kendini biraz daha rahat hissedecegi soyler. Mia, toplantida yine kartlara sorulari yazma teknigini kullanir ve kucuk toplanti gruplarinda kendini daha rahat hissetmeye baslar. Bir sure sonra asil toplanti gurplarina gecer. Ilk basta yine kartlari kullanir ve bir sure sonra kartsiz da katilim saglamaya baslar. Danisman baslangicta bu surecin 3 ayda tamamlanacagini dusunsede surec 8 ayi alir. Sonucunda basariya ulasilir ve Mia isini kaybetme tehlikesinden ve topluluk icinde konusma korkusundan kurtulmus olur. Artik ozguveninin daha yuksek oldugunu belirtir.
Buradan da anliyoruz ki bilinc altimizda yer alan ve  bilinc duzeyinde farkinda olmadigimiz dusunce ve inanc kaliplarini duzeltmek mumkundur. Bu kaliplarin hayatimizi zorlastirmamasi icin once farkina varmali sonra da cozume ulasmak icin gerekli cabayi harcamak ve uygulamalari yapmak gerekir.
Unutmamaliyiz ki; her davranisin altinda, ne kadar olumsuz gorunse bile, iyi bir niyet vardir.. Her sey gorundugu kadar basit ve net degildir...

Sevgiler,

Didem Ege

Thursday, August 23, 2012

Farkındalıklarımızdan ibaretiz



 Zihnimizden gecen  dusunceler icinde yasadikimiz toplumun kollektif zihninden edinilmekte. Bu demektir ki  senin diye adlandirdigin dusunceler yoktur. Bircogu kollektif zihinden edinilmektedir. Sen dusuncen ile ozdeslesirsin bunun sonucunda da“ego” olur. Bu demektir ki  dusunceler  olusturursunuz  ve zihniniz bu dusuncelere gore sizin kim oldugunuzu kodlar. Sizde bu dusuncelere gore bir anlam cikarip kim oldugunuza inanirsiniz..Mesela; bazi insanlar kendilerine “sen varya sen mukemmelsin , neden butun dunya seni tanimiyor ki: , ya da “sen hic iyi degilsin, herseyde basarisiz oluyorsun” der  ve zamanla kisi buna inanmaya baslar ve kendiyle ilgili assagilik fikirine kapilir. Kendini negatif ettigi gibi bu negatif dusuncelerinin yansimasi olarakta etrafindaki kislerinde ona kendine inandirdigi dusuncelerle bakmaya bakmasina sebep olur.Peki neden boyle dusunuyorsunuz? Buyuk ihtimalle bu dusunceleri biyerlerden, birilerinden edindiniz. Belki anneniz siz kucukken stresli oldugu andan size cok beceriksiz ve basarisiz oldugunuzu ve hic bir isi dogru yapamadiginizi soylemisti. Sizde bu dusuncelere kafanizda saplanip kaldiniz. Unutmayalim ki dusuncelerden ayri bir ego yoktur. Dusunceler egoyla ozlesir.Eger egonuzun ozununze emirler vermesini sizi yonetmesini durduramazsaniz farkindaliga ulasamaz ve cevresel faktorler tarafinda negatif etklenemeye mahkum kalirisniz. Bu da kendi gucunuzu inkar etmek olur. Cocuklugumuzda edindigimiz dusunceler kucuk enerji formlaridir.  Onlar bilinc altimiza islemistir ve gitmeyi reddederler. Siz ona inandikca beyninizin icinde buyumeye baslar. Ve bir bakmisiniz gercekten de hayatta karsiniza hep ayni seyleri cekiyorsunuz.  Size beceriksiz oldugunuzu inandirdiklarindan beri, yaptiginiz her iste karsiniza bir terslik ve eksiklik cikmaya baslar. Cunku siz enerjinizle bunlara sebep olursunuz. Bazi insanlar dusmanca varliklara saplanip kalirlar. Her dusunce bir enerji formudur. Bu yuzden ona varlik diyoruz. Bir cogu insan kafasinin icinde dusmanca, hayati reddeden devamli elestirel ve saldiran varliklar tasir ve kendilerine araliksiz saldirirlar. Kendilerine saldiramayi birakirlarsa baskalarina saldirmaya baslarlar. “ Kim oldugunu biliyor musun sen?” derler.  Aslinda karsisindaki gordugu kis kendisidir.  Aslinda soylemek istedikleri 'sana kim oldugumu anlatayim!”dir. Unlu bir soz vardir “biz oldugu gibi degil, oldugumuz gibi goruruz”. Bu demektir ki siz gecmiste edindiginiz dusuncelerinizin ekranindan yansittiklarinizi gormektesinizdir. Bilincsiz sartlanmalardan dolayi kendinizi ve cevrenizi sekillendirmektesinizdir.  Yogun bir egoya sahibizdir. Ego sizin ozdeslestiginiz dusuncelerinizdir. Unutmayin siz dusunce degil, farkindaliksiniz..

EGO: BASARIYI HAKETMIYORSUN…     OZ BENLIK: BASARIYI HAKEDIYORUM!!

Iki oglan kardesi ele alalim. Biri ailesi tarafindan her seferinde "sen cok akillisin" denilerek seviliyor, digerine ise sen yapamassin, beceremezsin deniliyor. Sen yapamazsin diye buyuyen cocuk derslerinde de cok calistigi halde, herseyi anlamasina rahmen sinavlarda basarili olamiyor. Inanilmaz dikkatsiz hatalar yapiyor. Ayse' yi Fatma diye okuyor, sariyi, mavi diye okuyor. Bildigi soruyu bile yanlis yapiyor. Cunku cocuk kendini basarizin biri olarak goruyor. Bilincalti da bunu basariyi hakettmiyorsun diye kodluyor. Yani inandirilmadi. Basaramamak onda endiseye yol aciyor, endise de telasa yol aciyor. Yaptigi her isi telas icinde yapiyor ve sakarliklar basliyor. Ne zaman ki bunun farkina variyor, ozaman ona empoze edilen dusuncelerin gercek olmadigini farkediyor ve  bu farkindalikla,yeni dusunceleriyle gercek oz benligiyle tanisiyor. Tabiki  bu biraz zaman alan bir surectir. Nasil senelerce o negative ducunceleri inanarak zihnininzde buyuttuyseniz pozitif telkin, kodlamalar  ve calismalarla oz benliginize ulasmak icin biraz zamana ihtiyac duyulmaktadir. Birde bu farkindaliga erisemeyen bir birey dusunun. Hayati boyunca calisipta basaramayan, mutlu olamayan, baskalarinin farkinda olararak ya da olmayarak olusturdugu bir dunyada yasamak zorunda kalan bir birey…Cok aci verici degil mi? Burada ailelere dusen gorevden de soz etmek gerekiyor. Aileler butun cocuklarini bir gormemeli. Bazi cocuklar soylenenlerin cogundan diger cocuklara gore daha az etkilenir. Bununla birlikte daha hassas ve icine kapanik cocuklar  olumsuzluklardan daha cok etkilenirler ve kendi zihinlerinde negatif kodlamalar yaparlar. Bu nedenden dolayi, negatif kaliplardan uzak durulmali. Cocuklar arasinda kiyaslama yapilmamali... Ve en onemlisi cocuklara olumsuz lakaplar takilmamali..Kucuk cocuk sakar, ortanca haylaz, buyuk icine kapanik gibi...Cocuk duydugu seyin dogruluguna inanir ve oyle bi birey olmaya ilerki hayatinda da devam eder. 


NUR VE DEGISIM SURECI

 Baske bir ornek verelim. Maalesef ki, kucuklugunde gozle, sozle yahut temasla cinsel tacize ugramis cok cocugumuz var. Bunlardan birini ele alalim. Ismi Nur olsun. Nur kucuk yasta yakinlari tarafindan cinsel tacize ugramak uzereyken bir sekilde kendisini kurtarmistir. Nur bu olayi ailesine anlatamaz. Anlatirsa ailesinin tepkisinin kotu olacagini dusunur. Ailesi uzulmesin, yanlis birsey yapmasin diye bunu kimselere soyleyemez. Uzulur, icine kapanir. Hayati boyunca, Ona cinsel tacizde bulunmaya calisan kisi kumral oldugu icin kumral erkeklere karsi bi antipati besler (surungen beyin: kumral erkekler guvenilmez). Nur bu olaydan sonra kendini konusarak anlatamaz… Nur insanlarin onu, konusmadan da anlamasini bekler. Ama nasil anlayabilirler ki. Daha sonra kimsenin onu anlamadigina inanmaya baslar (surungen beyin: insanlar beni anlamiyor). Nur buyudugunde iliskilerinde hep gizemli kalir. Karisisindakinin onu bakislarindan yahut mimiklerinden  anlamsini bekler. Onu anlamayan kisileri de hayatina dahil etmez ( surungen beyin: beni anlamayan kisiler bana yeteri kadar deger vermeyen kislerdir). Onu anlamayan kisilerin onu haketmedigini dusunur. Nurun kucuk yasta kendini anlatamamasi, anlattigi taktirde kotu seylerin olacagina kendini  inandirmasi, kendini suclamasi ve kendini iyi ifade edememesi simdiki Nur’u yaratmistir. Nur kendini ifade ederse kotu seylerin olacagina inanmis ve karsisina da hep farketmeden kendisini ifade edemeyen bireyler cekmistir. Burda da devreye cekim gucu girmektedir. Nur kendisini ve cevresini bu dusunce kaliplarina gore olusturmustur. Nur bu sorununla yuzlesene kadar kimsenin onu anlamadigina inanmis, aslinda etrafindaki insanlar tarafindan anlasilmamasi icin farketmeden binbir oyun oynamistir. Iste bilincaltimiza kodladigimiz ufak gorunen yanlis telkinler insanin hayatini boyle zorlastirabiliyor. Suan ki negative duygu ve dusuncelerimizi olusturan her sey, cocuklugumuzdaki yanlis kodlamalardan gelmektedir. Ego’muz da bizi bu negatif dusuncelere inandirmak icin elinden geleni yapmaktadir. Bunu yenmek ozumuzle butunlesip farkindalik sahibi olmak bizim elimizde…

 Baskalarinin ve Ego'muzun sekillendirdigi hayatlara suruklenip gitmeyelim…

Monday, August 6, 2012

Cevremizin Uzerimizdeki Etkileri



Bir cogumuz kendimizi “aman insanlar ne dusunur” derken bulmuyor muyuz?  Artik isimizi, partnerimizi, zaman gecirdigimiz yerleri, hobilerimizi, ve hatta agzimizdan cikan sozcukleri bile secerken insanlar ne der faktoruyle sekillendirmiyor muyuz?
                         
 Bir roportajta genclere “ozgurluk nedir” diye sormuslar Bir suru degisik cevaplar gelmis. Benim icin "ozgurluk" secimlerimizde ozgur olabilmek.. Cevre faktorunu aklimizdan atabilmek. Peki bu mumkun mudur?

Evet, ama bu da bir secim, inanc ve guc meselesi. Guven meselesi. Ego meselesi. Bu kisisel butunluge ve farkindaliga ulasmak icin neye ihtiyacimiz var? Biraz kendimize guvenmeye ve kendimizi tanimaya.  

Baskalarinin hayatlarini yasamayi secenlerimiz varsa artik buna bir son verelim. Hayata bir kere geliyoruz. Hayati inanclarimiz dogrultusunda yasayalim…

Sevgiler,

 Didem Ege

Neden “Hayir” diyemiyoruz?


"Hayir" demekte "evet" demek kadar pozitiftir.  "Hayir" diyememekle hayatimizi nekadar zorlastirdigimizi, enerji kaybimizi idrak edebilmis olsak eminim “hayir” kelimesini hayatimiza daha cok katardik. Gelelim neden "hayir" diyemiyoruza. Bircok seyde karsimiza bir bariyer olarak cikan korkularimiz. Kaybetme korkumuz, sevilmeme korkumuz, yalniz kalma korkumuz, ve ne istedigimizi bilmememiz. “Hayir” diyemeyen insanlar baskalarin beyinlerinde dans ederler. Onlari mutlu edebilmek icin nelerden hoslanip hoslanmadiklarini cok iyi bilirler. Hayir diyemeyen inslanlar genellikle iyi olmaya calisan nazik inslanlardir. Nezaketi iyilikle karistirmamak gerekir.
Burada baska bir paradox daha vardir. “Hayir” diyemeyenlere diger insanlar saygi duymazlar. Cunku kibar davranislari garantiye alinir, magdur ve onemsiz bir insan muamelesi gosterilir. Insanlar “hayir” cevabina saygi duyarlar. Sizde hayir diyemeyenlerdenseniz hayatiniza biraz “hayir” cevabini  katin. Boylece baskalari da sizden “evet” cevabini aldiklarinda sizi daha cok taktir ederler ve gercekligine daha cok inanirlar. 
Bunu yapabilmek icin cevap vermeden once kendinize biraz zaman verin. Bir saniye fazladan dusunme sansi bile size yardimci olacaktir. Ne istediginizden emin olun. ‘Hayir” cevabiyla kendi gereksinimlerinizi karsilayabildiginiz icin kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Unutmayin “hayir” diyebilmek kendinize verdiginiz degerin gostergesidir. Sizin kendinize verdiginiz degeri basklarida farkedecek ve size daha saygi duyacaklardir. Baskalarina olan sevgi ve sayginizi da verdiginiz “evet” ve “hayir” cevaplariyla kiyaslamayalim.

“Hayir” diyemeyen herkese “hayir”li gunler diliyorum.

Sevgiler,
Didem EGE

Wednesday, February 8, 2012

Elestiririken gelistirelim, Egomuza yenik dusmeyelim


Toplumumuzda elestiri cogunlukla olumsuz olarak algilanir. Bu yargiyi degistirmek icin elestir “ yapici” ve “ yikici” olarak ikiye ayrilmistir. Elestirmek ve elstirilimeyi bir “ alis-veris” sureci olarak kabul edebiliriz. Yapici elestiriler elestiririnin kalitesini gosterir ve bireysel farkindaliga sahip kisiler tarafindan gelir. Yikici elestirilerin bircogu ise karsisindakinin egosunu baskalarini kullanip yukselme ihtiyacindan , ya da yapici ve yikici elestirinin farkini ve onemini henuz farkedememis bireyler tarafindan ortaya cikar.Aradaki farki anlamak icin elestiren kisinin konusma tarzina, kullandigi sozcuklere verdigi oneme, ses tonunna ve mimiklerine dikkat ederek anlayabilriz. Bazi bireylerde artik konusma tarsi okadar oturmus ki karsisindakini rahatsiz edecek tarzda konustuklarinin bile farkinda olamayabiliyorlar. Oyuzden geri bildirim cok onemlidir. Bunu yapmaktan korkulmamali. Bu bireyler arasindaki iletisimi guclendirir ve iki tarafida gelistirir. Unutmayin ne soyledigimizden cok nasil soyledigimiz onemlidir.

Elestirmekte guzel konusmanin bir parcasi olarak bir yasam becerisidir. Gelisim icin elestirilmek gerekir. Oyuzden elestirildigimiz durumlarda uzulunmemelidir. Sadece aralarindan “yapici” olanlari almali digerlerini orda birakmalidir. Bircogumuz elestirlilere acik olmadigimiz icin gelisemiyoruz. Bunun bircok sebebi vardir. Bunalrdan birisi , yukarida da belirttigim gibi, cogumuzun elestirmenin bir sanat ve yasam tarzi oldugunu farkedememesi ve bireysel farkindaliga henuz ulasamamis olmasinir. Elestiriler zarif bir sekilde yapildigi zaman karsimizdaki ile aramizda bir kopru kurulur. Bu da karsimizdakinin onyargilarini yenmesine ve gelismesine yardimci olur ve ayni zamnda bize verilen degerin bir gostergesidir. Elestiren ve elestirilen bireyler olarak biraz farkindaligimiz arttirmali ve elestirmenin bir sanat oldugu unutmayaliyiz. VE en onemlisi elestiren bireyler olarak Egomuza yenik dusmeyelim.

Sevgiler,

Didem EGE

Sunday, April 25, 2010

What is positive psychology about?

In positive psychology there are three types of concepts studied. Those are positive emotions, positive character traits strengths, and positive institutions. Psychologist made research to understand what makes people to have positive feelings. For example; surveys were one way of measurement method used to collect data. People answer to the questions to measure what kind of activities, situations and stimulus makes people to have positive feelings. For example: working-out and sleeping are some examples that bring positive emotions to people. Now, people uses those activities in their life to be happy. Second concept studied is positive character traits and personal virtues. For example researchers study the ability of people to love, what makes them to be more resilience, forgive full, courage, mindful, and so on. They believe that when people have those traits they have a happier life in a long turn and be more successful during their lives. Some other traits that were studies in positive psychology are courage, work, compassion, resilience, creativity, curiosity, integrity, self-knowledge, humanity, justice, temperance, self-control, and wisdom. And personality disorders are being more trait based and traits on positive psychology are being used to overcome your personality disorders by using your strengths. Last concept is that positive psychology studies are positive institutions. The researches focus on what kind of characters makes people have a more qualitative work at communities and also make those communities a better place. For example: teamwork, leadership, justice and so on. Positive psychologist thinks that those instructions are necessary for people to have happier lives because those institutions creates a positive environment and in a consequence of that people feel happier by being in a positive environment and do better on their job. In general research on positive institutions makes resource to find what makes work places more satisfying and also more productive. Now, employers are giving tests to employees to measure if your strengths are enough for the job you are employed.

What is positive psychology abaout